ÖĞRENDİM

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.Işığı gördüm, korktum.Ağladım.Zamanla ışıkta yaşamayı ögrendim.Karanlığı gördüm, korktum.Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladim sevdiklerimi…Ağladım. Yaşamayı ögrendim.Dogumun, hayatın bitmeye başladığı an oldugunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar oldugunu ögrendim. Zamanı ögrendim.Yarıştım onunla…Zamanla yarışılmayacagını,zamanla barışılacağını, zamanla ögrendim… Insanı ögrendim.Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler oldugunu…Sonra da her insanın içindeiyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim. Sevmeyi […]

Read More ÖĞRENDİM

Hiç

Kimseye laf anlatmak, kimseyle uğraşmak, haklı çıkmaya çalışmak istemiyorsun.“Her ruh kendi yolculuğunda” deyip konuyu kapatıyorsun kafanda. Beklenti yok, hayal kırıklığı yok, öfke ve hırs yok, sakin durgun bir su gibi oluyor insan.Suyu bulandırmak isteyenleri de uzak tutuyorsun hayatından. Yorgunluk değil, olgunluk diyorlar buna.. Olgunlaştıkça kimseyle uğraşasın gelmiyor. Kendini yetiştirememiş insanlardan uzaklaşıyorsun. Seni hasta edecek insanlarla […]

Read More Hiç

Baruch Spinoza

Herkese merhaba! Bu hafta sizlere felsefenin ünlü rasyonelistlerinden, Baruch Spinoza’dan bahsedeceğim. Kitapları, yazarlarıyla birlikte incelemenin daha değerli olduğunu düşünenlerdenim. Bir eseri incelerken o eseri ortaya çıkaran yazarın hayal dünyası, yaşamı ve ruh hali çok ilgi çekici gelir bana. Bu seçimimin elbette daha değerli bir tarafı var. Biomda kendimi anlatırken; ”Spinoza canımdır” demiştim sizlere. O zaman hep birlikte […]

Read More Baruch Spinoza

Stefan Zweig / Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig’in Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920’li yılların ilk yarısında kaleme aldı.. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz.. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun “gönderen”inin adı yoktur.. Mektubun başında tek bir hitap vardır: “Sana, beni asla tanımamış […]

Read More Stefan Zweig / Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Uzaklar çekiyor içim..

Uzaklar çekiyor içim Sisli bir keder sardı gökyüzünü..Sokaklar bomboş.. Göle davetkar sevgililer evlerine çekilmiş, kamelyaları yalnızlıklarına terk etmişler.. Yağmur toprağa karıştı kederi katlayarak, insan insana karışamadı bir tek..! İçimde artarak büyüyen özlemleri sayıyorum.. Dilim yoruluyor, elim kırılıyor sanki.. Gönlümde ayaz bir soğuk, tenimde yalancı bir yaz yaşıyorum.. Ne zamandır karışmadım sayfalara.. Mürekkeplere bulanmadım, arınmadım çok […]

Read More Uzaklar çekiyor içim..

Goethe / Genç Werther’in Acıları

Goethe, bu romanı yazdığında 25 yaşındaydı. Romanın piyasaya çıkmasının ardından hem pek çok intihar vakası ile karşılaşılmış, hem de Almanya sokakları bir “Werther salgınına” uğrayarak, ortalığı mavi ceket, sarı pantolon giyen duygulu gençler istila etmiştir.. Genç Werther’in Acıları (Almanca: Die Leiden des jungen Werthers), Werther adındaki genç bir hukuk stajyerinin, diğer taraftan nişanlı bir kadın […]

Read More Goethe / Genç Werther’in Acıları

Nietzsche Ağladığında

SAHNE: Psikanalizin doğumu arifesindeki 19. yüzyıl Viyana’sı.. Entelektüel ortamlar.. Hava soğuk.. AKTÖRLER; Nietzsche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof.. Yalnızlığı seçmiş.. Acılarıyla barışmış.. İhaneti tatmış.. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar.. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok.. İnzivayı seviyor.. Tanrıyı öldürmüş.. “Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır,” diyor.. Daha […]

Read More Nietzsche Ağladığında

Erasmus / Deliliğe Övgü

DELİLİĞE ÖVGÜ Desiderius Erasmus (1469-1536): Yeni Ahit’in ilk editörü, ilahiyat edebiyatının önde gelenlerinden ve Kuzey Avrupa Rönesansı’nın en önemli hümanistlerinden olan Erasmus, filolojik yöntemleri kullanarak tarihsel-eleştirel geçmiş araştırmalarının temelini attı. Eğitim alanındaki yazıları klasiklere eski dini müfredat yerine hümanist bir bakış açısıyla yönelinmesine katkıda bulundu. Kilisenin gücünün kötüye kullanılmasını eleştirirken yükselen reform taleplerini teşvik etti. […]

Read More Erasmus / Deliliğe Övgü

E.M.Cioran

Evrenin gevezesidir o, ötekiler adına konuşur, benliği çoğul biçimi sever. Ötekiler adına konuşan kişi ise daima bir sahtekardır. Siyasetçiler, reformcular ve kolektif bir bahaneden yana çıkan herkes üçkağıtçıdır.  Etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz…   Aslında her fikir yansızdır, ya da öyle olmalıdır; ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona; saflığını yitirmiş, inanca dönüştürmüş […]

Read More E.M.Cioran

Beyrut

Nerede bir can ölse, oralı olur yüreğim.. Olmalı zaten.. Olmazsa insan olmaz yüreğim..– Ahmed Arif Yarım yüzyıldır yüzü gülmeyen Beyrut..Lübnan’ın üzüntüleri eksik olmayan halkına geçmiş olsun… Ben Beyrut..Yüzüklerini, bileziklerini, gerdanlıklarını suda yitiren su kraliçesi…Ben Akdeniz’in ayak altına düşen incisi…Ben mitolojinin civa ile zehirlenmiş mavi balığı…Ben; ilencin, şeytanların, korsanların; denizcilerini boğazlamak, hazinelerini yağmalamak üzere kovaladığı gemi…Ben […]

Read More Beyrut

Ben Bu Devrin İnsanı Değilim / Fazla Uzaklaşmadan

Hiçbir zaman ait hissedemedim kendimi bu çağa, sanki geçmişte bir yerlerde sıkışıp kalmış bir ruhum.. Bazen içime sığamıyorum, bazen kendi kabuğumdan çıkmak istemiyorum.. Her şeyin farkında olmak zor.. Benimki zaman doldurma.. Yaşıyoruz işte.. Sırf ismi için katıldım bu projeye.. Benim için farklı bir deneyim oldu.. Pek çok yazan arkadaşımla derleme olarak hazırladığımız proje kitabımızı sunarım.. […]

Read More Ben Bu Devrin İnsanı Değilim / Fazla Uzaklaşmadan

Salome’den Rilke’ye

Sen git..Ben bir gecenin siyahında saklayacağım saçlarını,Yüreğim, titrek ellerinin arasında atacak,Biraz ıslak biraz da kırmızıKüçük bir umut türküsü dolayacağım dilime eskiden kalma..Bıraktığın yanını yüzdüreceğim derin denizlerimde..Gözlerimde son bakışın kalacak çaresiz ve üzgün.. Sen git..Ben bir isyanın eteğinde saklayacağım gözyaşlarını..Devrilmiş cümleler anlatacak sana hasretimi mektuplarımda..Kırık dökük hatıralarla süsleyeceğim yatağımıDamla damla akarken gün geceye..Bir yudum suda eritip […]

Read More Salome’den Rilke’ye

Oğuz Atay

-Günahlarımın ağırlığına dayanamıyorum Olric.. Neden beni uyarmadın?-Buna hakkım yoktu efendimiz..Öyle güzel gürlüyordunuz ki.. Size kapılmamaya imkân yoktu.. Çevrenizdeki bütün sahtelikleri öyle güzel aydınlatıyordunuz ki..Bir daha göremeyecekler sizin gibi bir devi efendimiz..-Onların küçük yaşantılarının içinde ben de küçülmedim mi Olric?Ucuzluk bana da bulaşmadı mı?-Hayır, efendimiz. Öyle içten yaşadınız ki. Bu kısa süren aydınlıktan yararlanamayacaklar ne yazık […]

Read More Oğuz Atay

Ey hayat..

Ey hayat!..Meğer ne kadar da çok şey yüklemişiz sana…Oysa sadece bir yolmuşsun, yürünüp geçilmesi gereken…Bir yol; dağ ile uçurum arasına sıkışıp kalmış incecik bir patika yol…Bir yol; ki, ardımız sıra koca koca kayaların biriktiği; sökülüp gelen, dağların bağrından… Dönüşü olmayan bir yol… Ama yine de görmedim mi sandın, görmedim mi dağlarının doruklarındaki kuş yuvalarını! Ve […]

Read More Ey hayat..

..

Şehirler arası yolculuğa çıkmış yabancı kimliği taşıyorum..Kalbimin en ucra köşeleri hükmü kesinleşmiş ah’larla dolu..kimim? Nerdeyim? Bilmiyorum..Kendimi sorgulamaya bile cesaret edemiyorum..Milyon kez parçalanmışım..Gölgemi ardıma zoraki sürüklüyorum.. aslında ben şair değildim, bir tek sana yazıyordum..Yüreğimi yanımda taşımaya vesayetim kalmadı..”ve”gelmene takatim..Kalemimi kullanılmayan eşyaların yanına koydum..Şimdi, yüreğimin mürekkebi ile yalnızlığımı yazmaya gidiyorum..Yokum, öldüm ben.!Kendimi nereye koydum bulamıyorum..

Read More ..

Dante / Yeni Hayat

Aşk“… Aşkın bana yazmamı emrettiği sözleri yazdıktan sonra, muhtelif fikirler zihnimde çarpışmaya ve kanıma girmeye başladı. Bunlardan bilhassa dört tanesinden yakamı kurtaramadım. Birincisi şuydu: Aşk’ın hükümdarlığı yararlıdır; çünkü varlığını ona vakfedenleri kötülüklerden uzak tutar. Diğeri şuydu: Aşk’ın hükümdarlığı zararlıdır; çünkü varlığını ona vakfedenler bağlılıkları derecesinde ıstırap duyarlar. Bir diğeri de şuydu: Aşk’ın adını duymak o […]

Read More Dante / Yeni Hayat

Fernando Pessoa / Huzursuzluğun Kitabı

Fernando Pessoa, 1935’te öldüğünde, sandığında bıraktığı yapıtlarının sayısını kimse tahmin edemezdi. Onun elinden çıkmış şiirlerin, yazıların altında genellikle başka imzalar vardı. Ama bunlar yalnızca birer takma ad değil, öyküsü, geçmişi, yazgısı, dünya görüşü olan farklı kişiliklerdi. Pessoa’nın ölümünden sonra elyazmaları derlenmeye başladığında, bitmemiş yapıtlar da bulundu içlerinde. Bernardo Soares imzalı Huzursuzluğun Kitabı da bunlardan biriydi. […]

Read More Fernando Pessoa / Huzursuzluğun Kitabı

Şükrü Erbaş / Gönül Yorgunluğu

“Şimdi dünya herkesten yapılmış bir gönül yorgunluğu.. Şimdi dünya soğuk.. İnsan büyüdükçe bir bir ayrılıyormuş sevdiklerinden.. İnsan güzellikten önce korkuyu görüyormuş.. Şimdi dünya eşiklerde bir salkım gözyaşı.. Kimse odalara sığmıyor.. Yollar bir yalnızlık ıslığı.. Herkes topuklarında bir tomurcuk arzusuyla uyuyor.. Şimdi dünya başsız sonsuz bir alın çizgisi.. İçinde bütün kadınlardan bir anne.. İçinde bütün babalar […]

Read More Şükrü Erbaş / Gönül Yorgunluğu

Edip Cansever/ Sevda ile Sevgi

Hayır hiç yadırgamıyorumNiye yadırgayacakmışım hemSen bana inanırsın temmuzun ortalarıydıAldanacak bir şey yoktu, olmadıGel demek neyse, su içmek neyseGeldimse, bir bardak su içtimseHepsi de aynı şeydi aşağı yukarı İlk duydum, bir daha duymadım yağmurlar yağmadığınıSonradan çizik çizik oldu neye baktımsaBir işe benziyordu tahta tezgâhtaKirpikleri anımsatan, çocukların çizdiği güneşleri anımsatanKenevirden dokunmuş plaj örtülerini anımsatanEn çok da ellerin […]

Read More Edip Cansever/ Sevda ile Sevgi

Notre Dame’ın Kamburu

Notre Dame’ın KamburuVictor HugoHemşire Gudule 16 yıl önce bir kız çocuğu dünya’ya getirir. Çingeneler bu çocuğu beşiğinden çalarlar ve yerine de bir başka bebek bırakırlar. Bıraktıkları bebek anlatılamayacak derecede çirkin ve de kambur bir bebek olan Kuasimodo’ dur. Hemşire Gudule onu Nötre Dame Kilisesi’nin Kapısına bırakır. O günden sonra Kuasimodo’yu baş Rahip Frollo büyütür. Kuasimodo, […]

Read More Notre Dame’ın Kamburu

Nietzsche / Kaderini sev belki seninki en iyisidir.

Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır..Güneş onu yakıp kavurur..O da tanrı’ya yakarır, keşke güneş olsaydım diye..“Ol” der tanrı, güneş oluverir..Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz..Bulut olmak ister. “Ol” der tanrı, bulut olur..Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur..Rüzgâr olmak ister bu kez.. Ona da “Ol” der tanrı..Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, […]

Read More Nietzsche / Kaderini sev belki seninki en iyisidir.

Guguk Kuşu

Guguk Kuşu, günümüz insanının toplumla çelişkilerini ortaya koyan bir roman. Kimin dediği olacak? Toplumun mu, gönlüne göre yaşayanın mı? Bir akıl hastanesindeki özgür ruhlarla disiplin sağlamaya çalışan yönetim arasındaki mücadeleyi olağanüstü bir ustalıkla anlatan Ken Kesey, bu ilk yapıtıyla Amerikan ‘karşıt-kültürünün’ efsanelerinden biri oldu. Roman 1975 yılında Milos Forman tarafından sinemaya aktarıldığında, başta delişmen dalavereci […]

Read More Guguk Kuşu

Sahi siz kadınları sevdiniz mi..?

Sahi siz KADINLARI sevdiniz mi..? % 40 ını döverek, %45 ine duygusal şiddet uygulayarak, %16 sına zorla sahip olarak mı sevdiniz kadını..?Siz kadını severken; saçına, yüreğine, ruhuna dokunabildiniz mi sahiden…?Keşfedebildiniz mi saklı dünyasını, hayallerini, umutlarını..? “Ben kadındım oysa, ve öncelikle İnsandım ” ve yaşamın en güzel rengiydik siz rengimizi soldurmadan.. Papatya kokardı umutlarımız sizler pörsütüp […]

Read More Sahi siz kadınları sevdiniz mi..?

Ulus Baker

7 Dil Bilen, Votka ve Samsun216 Müptelası Türk Filozof10 yıldır aralıksız okuduğum, okumaktan öte aşık olduğum bir dahiden bahsedeceğim.Ulus Baker…Düşüncelerime yön veren yüce bir Türk filozof… Bir dahi, yazar, eleştirmen, sosyolog, çevirmen, ODTÜ öğretim üyesi…7 dili anadili gibi bilirdi. Muhteşem bir Türkçesi vardı.ÖDTÜ Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra aynı üniversitede öğretim üyesi olarak dersler vermeye […]

Read More Ulus Baker

Charlotte Brontë

On yaşında öksüz kalan Jane Eyre, kendisini hiçbir zaman sevmeyen, ancak kocasının vasiyeti üzerine bakımını üstlenen yengesiyle zor bir yaşam sürmektedir. Gönderildiği katı kuralları olan yatılı okulda (aslında Charlotte Brontë’nin bir yılını geçirdiği Lancashire’daki okuldur) kötü günler geçirir. Ancak Jane Eyre, Charlotte Brontë kadar şanslı değildir; okulda on yıl kalır ve öğretmen olarak mezun olur. […]

Read More Charlotte Brontë

Yaşar Kemal

İnsanlık öldü mü?” dedim.. Yok” dedi, “ölmedi, ölmedi.. ama; bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde, Kuşlar da gitti.. İnsanlıkla beraber kuşlar da bir, bir yok oldu gitti..

Read More Yaşar Kemal

İnsan Hakları

Hiçbir ayrım gözetmeksizin, özellikle ırk, renk, cins, dil, din, politik ve diğer düşünce, ulusal ve sosyal köken, mülkiyet, soy ve tüm diğer durumlara dayanan ayrımlar gözetmeksizin uluslararası toplumun tüm üyelerinin, birlikte ve tek tek, herkes için insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirme ve teşvik etme yönündeki önemli yükümlülüklerini yerine getirme gereğinin altını çizerek herkesi […]

Read More İnsan Hakları

Hiçbir ayrım gözetmeksizin, özellikle ırk, renk, cins, dil, din, politik ve diğer düşünce, ulusal ve sosyal köken, mülkiyet, soy ve tüm diğer durumlara dayanan ayrımlar gözetmeksizin uluslararası toplumun tüm üyelerinin, birlikte ve tek tek, herkes için insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirme ve teşvik etme yönündeki önemli yükümlülüklerini yerine getirme gereğinin altını çizerek herkesi insanlığından selamlıyorum.. iyi geceler..

Read More Hiçbir ayrım gözetmeksizin, özellikle ırk, renk, cins, dil, din, politik ve diğer düşünce, ulusal ve sosyal köken, mülkiyet, soy ve tüm diğer durumlara dayanan ayrımlar gözetmeksizin uluslararası toplumun tüm üyelerinin, birlikte ve tek tek, herkes için insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirme ve teşvik etme yönündeki önemli yükümlülüklerini yerine getirme gereğinin altını çizerek herkesi insanlığından selamlıyorum.. iyi geceler..

Riza Destcerdi

Hepsi salaktı!Hitler,Mussolini,Napoleon..!.Hangi aklı başında adamSevgilisinin saçını örmek yerineÖmrünü savaşa harcar ki..? Gel bu kitabın sayfalarının arasında,Öpüşelim!.Adımız çıkar diye merak etme..!Burada,Kimse,Kitap okumaz.. ..

Read More Riza Destcerdi

Kuyudan çıkan gerçek

19 yüzyıl efsanesine göre gerçek ve yalan bir gün buluşurlar..Yalan doğru söyler ve” bugün hava çok güzel” der..Gerçek ona bakar ve gözlerini gökyüzüne kaldırır.. Gün gerçekten çok güzeldir, doğru söylemesine şaşırmıştır.. Bir kuyunun önüne gelene kadar birlikte zaman geçirirler. Yalan hep doğru söylemektedir..Yalan;“su çok güzel, birlikte banyo yapalım!” der..Gerçek, bir kez daha şüpheci bir şekilde […]

Read More Kuyudan çıkan gerçek

Haydi dostum..

Hey dostum, sana söylüyorum; gülümse!Tatlı bir kahkaha ile kalk yatağından..Aynada gördüğün yüze, bir öpücük at..Aç perdelerini sonuna kadar,Çek içine uyanan günü,Çıplak ayak ile dolaş bir kere,Belki de bilmediğin bir evdesin..Belki de “evim” dediğin yerde, sadece “misafirsin”!Dokun sana ait olan her ne varsa..Bırakma hiçi bir düşü yarınlara..Yıkarken yüzünü, suya iyi bak..Unutma, okyanuslar gizlidir o bir tek […]

Read More Haydi dostum..

Nazım Hikmet Ran

Çıkar boynundan at o ipi çocuk..!Salıncaklar mı yok sana..?Kalk hadi o soğuk betondan,Yatacak başka yer mi yok sana..?En sevdiklerimi verdim ölüme de;Ben bu yaşımda gitmenin böylesini görmedim..Kırılan bir boyun gibi orta yerinden kırıldığını ömrün..Görmedim Ademoğlunun dalından koparılır gibi koparıldığını….ve böylelikle umut etme kabiliyetimizi aldılar elimizden..Ne diyeyim, dilerim ihtiyacı olan birine gidiyordur bizden aldıkları umut..!Dünya adaletsiz […]

Read More Nazım Hikmet Ran

Sylvia Plath / Günlükler

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.”-Sylvia Plath-“Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım. Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim. Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel tecrübelerin tüm […]

Read More Sylvia Plath / Günlükler

İsmail Zorba / Gül Yürekli Sevdalar ( Demini Almış Ömür Yazıları)

Söyle sessizlik, içinden geçtiğin nehir nereye akar bilir misin..?Sen melal içinde seyrederken âlemi, bir yerinde kanayan yaralar tazelenmekte.. Belki gözyaşlarını akıtmıyorsun, belki hüzün yüzünden okunmuyor.. Ya gözlerin..? Kapatmışşın tüm pencerelerini, çekmişsin dünyaya perdelerini.. İçinden geçtiğin nehir bir ummana akmakta.. Farkında mısın, sonbahar vakti gelmekte.. Her sonbahar bir veda değil midir, içine gömdüğün tüm yaşanmamışlıklara.. ..İsmail […]

Read More İsmail Zorba / Gül Yürekli Sevdalar ( Demini Almış Ömür Yazıları)

Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna

Trenin hareket saati gelmişti.. Bir memur vagon kapısını örtüyordu.. Maria Puder merdiven basamağına atladı, sonra bana eğilerek, yavaş bir sesle, fakat tane tane: ” Şimdi ben gidiyorum.. Fakat ne zaman çağırsan gelirim.” dedi.. Evvela ne demek istediğini anlamadım.. O da bir an durdu ve ilave etti: ” Nereye çağırsan gelirim..!” Bu sefer anlamıştım.. Ellerine sarılmak […]

Read More Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna

Nazım Hikmet / Tanya

“Tanya, Bursa Cezaevi’nde karşımda resmin, Bursa Cezaevi’nde. Belki duymamışındır bile Bursa’nın adını. Bursa’m yeşil ve yumuşak bir memlekettir. Bursa Cezaevi’nde karşımda resmin. Sene 1941 değil artık sene 1945. Moskova kapılarında değil artık Berlin kapılarında dövüşüyor seninkiler, bizimkiler, bütün namuslu dünyanınkiler. Tanya, senin memleketini sevdiğin kadar ben de seviyorum memleketimi, Seni astılar memleketini sevdiğin için, ben […]

Read More Nazım Hikmet / Tanya

Kuyudan çıkan gerçek

19 yüzyıl efsanesine göre gerçek ve yalan bir gün buluşurlar.. Yalan doğru söyler ve ” bugün hava çok güzel” der.. Gerçek ona bakar ve gözlerini gökyüzüne kaldırır.. Gün gerçekten çok güzeldir, doğru söylemesine şaşırmıştır.. Bir kuyunun önüne gelene kadar birlikte zaman geçirirler. Yalan hep doğru söylemektedir.. Yalan; “su çok güzel, birlikte banyo yapalım!” der.. Gerçek, […]

Read More Kuyudan çıkan gerçek

Milan Kundera / Kimlik

Milan Kundera, çağdaş dünya edebiyatının yapıtaşlarından biridir.. İroniyi ve hüznü kusursuzca harmanladığı romanları ve okuyanların zihinde yeni ufuklar açan denemeleriyle uluslararası üne kavuşan, dünyanın bütün dillerinde milyonlarca okura ulaşan yazar, bir dil ve kurgu ustasıdır..Kimlik’te, tutkulu, güçlü bir kadın ile duygusal, serseri ruhlu genç sevgilisinin yıpranan, eskiyen aşklarını sorgulamalarına, bir kimlik arayışına tanık oluyoruz.. İki […]

Read More Milan Kundera / Kimlik

Aşk

Leyla’ya sormuşlar ? Mecnun mu seni daha çok sevdi yoksa sen mi? -Leyla; -Elbette ki ben daha çok sevdim..! demiş.. Herkes çok şaşırmış bu cevaba.. -Nasıl olur o senin aşkından çöllerde gezdi, -Aklini kaçırdı..! Leyla; -O aşkını hep dillendirdi, herkese anlattı, içini boşalttı.. Bense hiç kimseye söyleyemedim, yüreğimde bir sır gibi sakladım.. -Şimdi kim daha […]

Read More Aşk